Performanslar

Taşş..Dans performans

taşş…
dans/ performans
ayrılamayan bir eş/ bakılamayan bir çocuk/ unutulamayan eski sevgili/ bulunamayan iş/ verilemeyen karar/ ölümün gölgesi/ ağlayan bir anne/ alkolik baba/ bitmeyen okul/ daracık ev/ daracık hücre/ ıssız bir yatak/ konuşalamayan bir dil/ uykusuz geceler/ anlatılamayan bir hayal/ anlaşılamayan bir gerçek… ve bunların çoklu kombinasyonları… ayrılamayan bir çocuk/bakılamayan bir anne/unutulamayan hücre/ bitmeyen hayal/ ıssız gerçek/ alk…

10 ve 11 Şubat 2012 20.00’da çıplak ayaklar stüdyo’da / http://www.ciplakayaklar.com

konsept ve koreografi. aytül hasaltun
yaratıcı dansçılar.
idil kemer
dicle doğan
can bora
video. sevinç baltalı
fotograf. volkan doğar
grafik tasarım. kemal bozkurt

ilham kaynağım serin’e ve yol arkadaşım kemal’e, gizem akman’a, çıplakayaklar kumpanyası’na, selen özkan’a, yasemin bihter adalı’ya sonsuz teşekkürler…

///bir zamanlar en çok rüzgarla hissederdim. deniz ya da çimen kokusuna karışmış rüzgara karşı durduğumda ve her yerim titreyene kadar direnebilirsem eğer… ne geçmişin hayaletleri ne de geleceğin hayalleri. silinirdi hepsi. sadece şimdi, nefes almak kalırdı. ciğerlerime dolan serin havayla birlikte varolmanın acısında kavrulan ruhum dağılıverirdi. hiç ses etmezdim…

bugün de o günlerden biri. ruhumun dağılan parçalarından saçılanlar ve tepeden esen rüzgar…

ve bu, benim hikayem. hayatımın yeni yolu. kaynağını köklerimden ve gücünü eşime duyduğum aşktan alan. tam olarak kalbimden geçenleri anlatacağım size. sevdiğini bırakma/bırakamamanın peşine düşüşümü anlatacağım, belki de hayatımın en değerlisini taşığıdım yılların anısına. ve aslında ömrüm boyunca taşımayı göze alarak.

başlangıçta sadece sözlerim vardı, çoğu söylenmemiş ve suya yazılmış. yaşadım geçip gitti. şimdi her yeni günde serpilip büyüyen oğluma baktığımda gördüğüm yegane şey; oğlum gibi her yeni günde serpilip büyüyen niyetim ve her şeye rağmen kalan, masumiyet… kaybettiğim anda bulduğum, küçük bir kıvılcım gibi içimi aydınlatan ve inancımı koruyan o eşsiz hal… şimdi hepinizin gözlerinde arıyorum. o ufacık kıvılcımı tutarak, tutunarak yürüyorum…

ailemin bütün kadınlarından payıma düşenlerle ve insanlığın bütün kadınlarına sevgilerimle…

//Aytül Hasaltun Bozkurt

Standart

açlık şehrinortayerinde/hunger InTheMiddleOfTheCity
‘Hrant Dink’e” / ”for Hrant Dink”

KOLTUKlarımızda oturuyorduk
Her şeylerimizi BUZdolaplarına kaldırmıştık

19 Ocak 2 çift sıfır 7’de

Önce BUZ gibi dolaplarımız kırıldı
Sonra Kırmızı KOLTUKlarımız boşaldı…

BUZ tutmuş tüm günahlarımız eriyip sızdı kapısından ÖLÜ toprağına
Oturup yazmaya çalıştık eriyen günahlarımızı
Inciraltındaki toprak emdi, biz daha ilk yaprağı doldurmadan…

Bir baktık ki
Ne BUZ dolap; BUZ dolap
Ne BİZ artık BİZ

İncir ağacına astık tüm günahlarımızı

Aris NALCI, Galata 23/08/2011

We were sitting in our CHAIRS
Everything was removed into the FRIDGE

19 January 2 double zero 7

First our FRIDGE’s were broken
Then our red CHAIRs become empty
All our FROZEN sins melt down from the door of the FRIDGE to the dead ground
Tried to write our melted sins
Fig tree absorbs it, before we fill the paper
Once we looked at
FRIDGE was not FRIDGE
We were not we
Anymore
We hang our sins to the fig tree

Aris NALCI, Galata 23/08/2011

——————

toprak; kuru/ sert/ taşlı, tenimi yırtıyor. koca incirin balına kanmamak gerek.
toprak; tırnaklarımın arasında/ağzımın içinde/burun deliklerimde/terleyip su olduğum her yerde biteviye… şehrinortayerinde…
senelerce ne yapacağımı bilemedim ya, senden yadigar bu dolapla, kapağını her açtığımda “açlığım”
“açlıkları”
geldi aklıma. hala açım, onlar da hala açlar…

kaç yıl, kaç ay, kaç saat geçti üzerinden bilmek istemiyorum.
hatta saymayı, unutmak istiyorum;
amma velakin,
bir uğultu yükseliyor içimde
şimdi, belki de burada birinin daha
düştü kalemi…
burada mı? şehrinortayerinde?…

Aytül HASALTUN, Galata 23/08/2011

Soil;
ground; dry / hard / stony, pierces my skin. Don’t have to believe to big figs honey

ground; in between my nails/in my mouth/in my nostril / its in everywhere sweat…inthemiddleofthecity…
I didn’t knew what I have to be done with this memorial fridge from you,
every time that I open its door “mu hunger”
“their hunger”
come to my mind. Still hungry, they are too…

How many years, how many month,
how many hours passed over i don’t want to know. Want to forget.
But
A buzz rises up from inside me
now, may be here
some ones pen fall down too
Here? inthemiddleofthecity?…

Aytül HASALTUN, Galata 23/08/2011

——————-

hikaye ve hareket | story and movement
aytül hasaltun

yönetmen | director
önder uygun

görüntü yönetmeni | director of photography
umut maral (dayı)

kamera | camera
loiez deniel
volkan doğar

grafik tasarım | graphic design
kemal bozkurt

kurgu | editing
önder uygun
loiez deniel
kemal bozkurt

müzik | music
djvan gasparyan
michael brook
together forever

cafe inciraltı’na teşekkürler
thanks to cafe inciraltı

————————

2011
tursu.tv
karaşın film

dans.performans

Anayurt Oteli’ni okudum döne döne. Her seferinde biraz daha kaybolarak ve şaşarak. O kısa kısa cümlelerde bir insanı katil olmaya sürükleyen çaresiz bekleyişi ve becerememe halini anladım.
Sonra çaresizce bekleyemediğimi anladım. Farkettim ki biri daha çaresizce bekleyemiyor. Üstelik Zebercet’ten daha silik, geçmişi unutturulmuş bir kadın. Ortalıkçı kadın. Umut diye beklediği kadının adı bile yokken o, Zebercet için mamalar yapıp etrafa çeki düzen veriyor. Hergün alev alev yanan anayurdun küllerini süpürüyor. Bir tek kedisi var şu hayatta. Onu sevdiğini bilemiyor. Becerilirken donunu yarıya kadar sıyırıp, gözlerini kapıyor. Donunu yarıya kadar sıyırıp, gözlerini kapıyor. Yarıya kadar sıyırıp, gözlerini kapıyor. Sıyırıp, gözlerini kapıyor. Gözlerini kapıyor. Çaresizce beklemekten vazgeçip gözlerini açtığı an öldüğü an oluveriyor. Gözlerimi kapadığım an öldüğüm an oluyor…
Bana bunu neden yapıyorsun? Neyi görmemem gerekiyor?
Zavallılığını mı?
Zavallılığımı mı?
İnanmamalıydım di mi?
Birbirleri için varolmayan iki kadının ortak şarkısı…
varolmayan iki kadının ortak şarkısı…
kadının ortalıktaki şarkısı…
ortak şarkı…

Konsept. Aytül Hasaltun
Yaratıcılar. Aytül Hasaltun . Gizem Akman
Ses ve Müzik. Berk Kula . Mehmet Demirdelen . Arın Kuşaksızoğlu
Video tasarım. Sevgi Ortaç . Hande Sakarya
Fotograflar. Özgür Biber
Teknik. Aris Nalcı
Grafik Tasarım. Kemal Bozkurt

O gün sokakta yürürken nigar’ı düşündüm. Küçük bir balkondan dışarıya doğru uzatılmış demir çubuklarda takılı sıra sıra ipler ve o iplerde…rengarenk yatak çarşafları… dans ediyorlardı… Büyülendim. Yukarı bakmak için kafamı her kaldırışımda aldığım nefes, önümü görmek için kafamı her indirişimde başımı döndürdü. Güller, papatyalar, zambaklar, lilalar, pembeler, menekşeler … düşünmeden edemedim. Kimler uyuyor, kimler sevgiyle dokunuyor, kimler sessizce ağlıyor, kimler acıdan ölerek ;unutmaya çalışıyor… Unutmaya çalıştım. Nigar dedim. Şimdi mahremi sokakta çırpınıyor. Ve evindeki nefessizliğe inat hava dolu, uçuyor… Ben Aytül Hasaltun. Dansçıyım ara sıra da yazarım. Hatırladım. Ertesı gün, ben çarşaflarımı astım.
aytül hasaltun
2008

Basında

23 Ankara, 23.5 sanat, 24 Erivan-ntvmsnbc
Nigar Hanım’ı soluksuz bırakan bir hayat-Radikal
Duvarların Arkasındaki Nigar-Çerçevesiz Sanat
Tut Nefesini! Tut Sesini! Kır Dizini Otur, Nigar!-Bianet
Nigar Üzerine-Feministe

Canlı Gaste 2010

Nigar 2016